ON ALTINCI BÖLÜM: NEHİR YOSUNU
Sonraki yıllar boyunca genellikle ulaklık, bazen
yine kılavuzluk, bazen de daha karmaşık işlerde paşa hazretlerinin hizmetkarı,
nedimi ve sırdaşı oldum ve Allahın yardımıyla hizmetlerimden memnun kalındı,
rütbeler aldım, ihsanlar gördüm. Kısacası babamın adı ve iyi talihim bana
devlet kapısında hiç de hak etmediğim ve hayalime dahi getirmediğim bir rütbe
ve mevki sağlamış oldu.
Bu yıllar içinde o göksel gölge, o devasa sınır
çizgisi gelgit gibi yavaş yavaş biraz geri çekildi. Ben bir nehir yosunu gibi
sularla sürüklendim, her soluğumda bile isteye hasretini çektiğim sıla ise
yerinden kıpırdamadı, böylece memleketim bir yanda ben bir yanda kaldık.
Ağabeyime gelince… Aynı yıllarda ne kutsal ne roma
ne de germen olan, evet kim söylemişti bunu?.. Kafam karışıyor… Neyse… Belki de
ben söyledim. Ağabeyime gelince, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu ordusuna
bağlı Macar birliklerinden birinde tastamam aynı kahraman babanın adıyla şeref
buluyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder