15 Mart 2012 Perşembe

NEHİR YOSUNU


ON ALTINCI BÖLÜM: NEHİR YOSUNU

Sonraki yıllar boyunca genellikle ulaklık, bazen yine kılavuzluk, bazen de daha karmaşık işlerde paşa hazretlerinin hizmetkarı, nedimi ve sırdaşı oldum ve Allahın yardımıyla hizmetlerimden memnun kalındı, rütbeler aldım, ihsanlar gördüm. Kısacası babamın adı ve iyi talihim bana devlet kapısında hiç de hak etmediğim ve hayalime dahi getirmediğim bir rütbe ve mevki sağlamış oldu.
Bu yıllar içinde o göksel gölge, o devasa sınır çizgisi gelgit gibi yavaş yavaş biraz geri çekildi. Ben bir nehir yosunu gibi sularla sürüklendim, her soluğumda bile isteye hasretini çektiğim sıla ise yerinden kıpırdamadı, böylece memleketim bir yanda ben bir yanda kaldık.
Ağabeyime gelince… Aynı yıllarda ne kutsal ne roma ne de germen olan, evet kim söylemişti bunu?.. Kafam karışıyor… Neyse… Belki de ben söyledim. Ağabeyime gelince, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu ordusuna bağlı Macar birliklerinden birinde tastamam aynı kahraman babanın adıyla şeref buluyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder